Saturday, September 20, 2014

Alman Sonbaharı’ndan Kürdistan dağlarına enternasyonalist bir kadın devrimci: Andrea Wolf


Fraksiyon
Yazının başlığı Rojava Devrimi ve son günlerde yaşanan Kobanê Direnişi yüzünden editörlerimiz tarafından değiştirilmiştir. Andrea Wolf'un yani Ronahî'nin iradesinin Rojava ve Kobanê'de süren direnişin iradesidir ve bu iradenin enternasyonalist dayanışmayı büyütmesi umuduyla.... 
Bir ucu Guatamala'ya, diğer ucu Kürdistan'a uzanan Münihli Wolf ailesinin hikayesi... Devrimci hayatı "Alman sonbaharı" ile başlayan Andrea, Kürdistan'ın sonbaharında bir gerilla olarak katledilirken; annesi Tilo Guatemalalı yoksul kadınlar ve çocuklar için yıllarca mücadele etti.
"Karnımda ikiz taşıyorum. İsimleri ne olmalı. Andrea ve Tom mu, yoksa İna ve Jan mı? Sonunda Andrea ve Tom’a karar veriyoruz. İlk önce Andrea doğdu. Kardeşinin yolunu açtı. Kardeşi ondan boyca küçük ve zayıftı. Sıkça hastalanırdı ve hassastı. Tom genelde kız kardeşine tepkiliydi. Andrea ondan daha çabuk büyüyordu. Dersleri hep iyiydi.
Sonra 11 yaşına girdiler. Yaşamlarındaki ilk acı deneyim; babalarının acı kaybıydı. Afrika’daydı bir sosyal proje ile ilgili. Orada hastalandı. Hastalığına teşhis koyulamıyor, ara ara bilincini kaybediyor. Büyükelçilik aracılığıyla bir şekilde getirildi ve hastaneye yatırıldı. Taburcu olduktan sonra hafıza kaybı yaşadı. Giderek ağır bunalımlar geçirdi ve intihar etti.
Andrea yıllarca babasıyla ilgili her şeyi bilmek istiyor, soruyordu; 'Babam yaptıklarımla ilgili ne düşünürdü ve nasıl davranırdı sence?”
Tilo Wolf, 1999 yılında kaleme aldığı bir mektubunda ikiz çocuklarının doğumunu ve eşinin ölümünü böyle yazıyordu. Çocuklarını tek başına büyütecek Tilo'yu 1970'lerin, 1980'lerin Almanya’sında zorlu bir mücadele bekliyordu. Ülkenin gündemi ise tüketim hırsı, 68 kuşağının yıkıcı ateşi, zorunlu askerlik, kadın hakları, çevre sorunları ve hala izleri kalan Nazi rejimidir.
Katolik kilisenin lisesinde okuyan Andrea okulun öğrenci sözcüsüdür. Fakat rahibelerle arası yoktur; onlar için fazla açıksözlüdür! Annesi kızının bu dönemine "çay dönemi" diyor:
"Evde arkadaşlarıyla buluşup küçük fincanlardan bolca çay içiyorlardı. Tom da onların buluşmalarına katılıyordu. Sonra Andrea ve Tom Kızılhaç gençliğine katıldılar. Yaşlı ve yürüme engelli insanlara refakat ediyorlardı."
İLK TUTUKLANMASI...
Bu arada tarihe "Alman sonbaharı" olarak anılacak "Kızıl Ordu Fraksiyonu" (RAF)'ın ülkeyi sarstığı günler de başlamıştır. Ulrike Meinhof'un ardından RAF'ın diğer kurucularından Gudrun Ensslin, Andreas Baader ve Jan-Carl Raspe 17'i 18'e bağlayan bir Ekim gecesinde hücrelerinde ölü olarak bulunacak, dışarıdaki RAF üyeleri de kanlı kaçırma olaylarıyla "devrimci şiddetin" dozajını artıracaktı.
Andrea Wolf, 15 yaşındayken siyasetle tanıştı. Sosyal Demokrat Parti SPD'nin gençlik kollarına üye olmasıyla hızlı bir değişim sürecine girdi.
Annesi kızının o günlerini şöyle anlatıyor:
"Bir gün çocukluğuna ait ne varsa odasından çıkarıp attı. Politik bilinci giderek daha da gelişiyordu. Münih’teki boş evlerin işgaline karışmış ve tutuklanmıştı. Haberi alır almaz koşup gittim. Kızım Cezaevinde. Kızım için kaygı ve korku hissediyorum. Ama haklıydı. Evler bomboş dururken insanlar sokakta. Ertesi gün serbest bırakıldı. Derken Andrea evden ayrıldı. İki arkadaşıyla birlikte bir ev tuttular. Bu arada Tom fotoğrafçı olmak için meslek eğitimine başladı. Andrea’nın çevresi giderek büyüyordu. Bilinci daha da büyüdü. Sonra bir yürüyüşte Andrea, Tom ve çok sayıda arkadaşları gözaltına alındı. 4 gün sürdü gözaltı."
1980'ler Wolf ailesinin tümünün; anne Tilo, çocuklar Andrea ve Tom’un şehir şehir dolaşıp eylemlere katıldığı yıllardır. Nükleer santralleri, yeniden sahneye çıkmak isteyen Nazileri ve sosyal adaletsizliği protesto ederler. Ama hepsinin grupları ayrıdır.
Andrea ve arkadaşları kurdukları "Özgür zaman 81" örgütüyle gazete manşetlerindedir. Örgüt polisin hedefindedir, Andrea ve Tom tutuklanmıştır. Tilo Wolf artık cezaevi kapıları ve mahkeme salonlarındadır:
"O günlerle birlikte benim için zor bir dönem başlamış oldu. Bir ayağım cezaevinde, bir ayağım mahkemelerde. Yargıçlarla görüş ve kitap götürme izni alabilmek için kavgalar... Kızımı görüş günlerde görüyordum ama bir kere olsun sarılmama izin vermiyorlardı. Her mahkemesine gidiyordum. Andrea’yı ele veren haini de görüyordum. Savcı bana her fırsatta akıl vermeye kalkıyor; 'Çocuklarınızın yaptıkları ortada, o kadar sahiplenmeyin' diyordu! Ama onlar benim çocuklarımdı; tabii ki sahiplenecektim.
Dava sonucu ve yargılanmalarından sonra ikisi de ayrı cezaevlerine sevk edildi. Birbirinden çok uzak yerler. İki haftada bir, birer saat görüş izni. Bir hafta Andrea’nın görüşündeyim, diğer hafta Tom’un. Andrea’nın kaldığı cezaevine trenle ulaşabiliyorum. Tom’un kaldığı cezaevine arabası olan arkadaşlarla gidebiliyorum. O dönemde kabuslar ve korkular yaşıyorum. Ama arkadaşların dayanışması beni ayakta tutuyor. Tahliye olduktan sonra bir süre yanımda kaldılar."
TOM'UN ÖLÜMÜ...
4 Kasım 1984 sabah saat 4’te, Tilo Wolf'a gelen telefon, eşinin ölüm haberinin ardından hayatındaki ikinci acı haberi verir. 19 yaşındaki Tom pencereden düşüp ölmüştür. Anne Tilo şoktan felç geçirir, elini kolunu kaldıramaz, bacaklarını tutamaz durumdadır. Psikolog yardımıyla kendini toparlayan Tilo'nun artık sadece Andrea'sı vardır.
Tom'un ölümünden sonra ikisinin de yolu ayrılır; Andrea Münih'ten Frankfurt'a taşınır, annesi ise 1986 yılında Guatemala’ya gider ve artık orada yaşamaya karar verir. Guatemalalı yoksul kadınlar için projeler yapmak isteyen Tilo'nun aklı hep kızındadır:
"Rüyamda Andrea’yı görüyorum. Boylu boyunca yerde yatıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Huzursuzum, telaştayım. Telefon yok burada. Derken uçağa binip soluğu Münih’te alıyorum. Andrea’nın hastanede yattığını öğreniyorum. Trafik kazası geçirmiş. Her gün yanındayım. Ağır yaralı ama yaşıyor.  Kendine geliyor. Bu arada O’na Guatemala’daki kadınlar ile ilgili projemi anlatıyorum. Seviniyor."
Tilo Guatemala’dayken, Andrea polisin kıskancındadır; bitmek bilmeyen ev baskınları, gözaltılar, tutuklamalar. Andrea dışarıdaki hayatından, yürüyüşlerden ve eylemlerden fırsat buldukça annesini ziyaret eder. Annesini son ziyareti 1995'tir. Bu onların son buluşmasıdır, son günü ırmakta kayık gezisine çıkar geçirirler ve birlikte bir fotoğraf çektirirler, bu onların birlikte çektireceği son fotoğraf olacaktır.

ANDREA'NIN KÜRDİSTAN GÜNLERİ...
Wolf, Guatalama'da annesini ziyaretinin dışında devrimci hareketleri tanımak için Orta, Kuzey ve Güney Amerika’ya da gider. Andrea yurt dışındayken 1993’te RAF, Weiterstadt Cezaevi’ne bombalı saldırı düzenler, 200 kilogramlık bombayla sarsılan cezaevi ağır hasar görür. Eyleme katılanlardan birçok kişi tutuklanır, Andrea hakkkında da tutuklama kararı çıkartılır.
RAF, 1998’de lağvedilmeden önce 1997 yılının başında Andrea Wolf önce Lübnan’a oradan da Kürdistan’a giderek PKK'ye katılır; YAJK üyesi olur.
Kürdistan dağlarında artık adı ‘Ronahî’dir. İsmini 1994 yılında Almanya’nın Newroz kutlamalarının yasaklanmasını protesto etmek amacıyla arkadaşı Nilgün Yıldırım (Berîvan) ile Mannheim kentinde bedenini ateşe veren Bedriye Taş’ın-Ronahî’nin ismini almıştır.
Kürdistan dağlarında tuttuğu günlüğüne 1 Mayıs 1997’de "Savaş makinesini metropollerde susturmamız gerekiyordu, fakat olmadı, bize dağlardan başka seçenek bırakmadılar" diye not düştüğü günlerde annesi henüz onun Kürdistan yolculuğundan habersizdir:
"1997 yılında Guatemala'dan Almanya’ya gittim, Andrea'yı arıyorum. Üzüntü yüreğimi parçalıyor. Bir süre sonra ondan bana bir mektup ulaşıyor. 'Kürt kadın arkadaşlarla dağlardayım. Burada koşullar ağır ama derinlikli. Bundan sonra şehirlerde yaşamayı düşünmüyorum.'
Artık nerde olduğunu biliyorum en azından. Ben de ona yazdım; 'Andrea gelip seni görmek istiyorum.' Sonra haber yolladı. Gidişimi ayarlamaya çalışacağını söylemiş. Uzun bir zaman yine haber alamadım. Bu arada Kürdistan ile ilgili kitap okuyorum.
Eylül 1998'de Andrea’nın bir kadın arkadaşı ziyaretime geldi. Bana bir de Andrea’dan mektup getirdi. Son mektubu olacağını nereden bilirdim ki... Saklayıp gece yalnız kaldığımda okuyorum; 'Beni merak etme ben iyiyim. Arkadaşlar bana iyi bakıyorlar. Gelecek yıl dönüyorum.' Yazdıklarına çok seviniyorum.
Bir kaç gün sonra Andrea’nın arkadaşı bir yere gitmek üzere yola çıkıp iki gün sonra geri dönüyor. Beraberinde Almanya’dan gelen başka bir arkadaş var. Yüzlerine bakıp anlıyorum. Konuşuyorum, durmadan konuşuyorum. Ne diyeceklerini biliyorum. Onlar konuşmasın diye konuşuyorum. Ama eninde sonunda susmak zorunda kalacağımı da biliyorum: Andrea öldü, kızım Andrea öldü."

TİLO WOLF KIZINA YAPILAN MEZARI GÖREMEDİ
Andrea 33 yaşındayken, 23 Ekim 1998’de Van'ın Çatak ilçesi kırsalında çıkan çatışmada sağ yakalanıp vahşice infaz edildi. Yıllar sonra konuşan görgü tanıklarının ifadelerine göre Andrea diğer 40 gerilla ile birlikte Keleh mıntıkası yakınlarında topluca gömüldü. Yıllarca Wolf’un katledilmesine sessiz kalan Alman makamları ancak 2005’te ölüm nedeninin araştırılmasına yönelik dava açılmasını istedi. 2010’da ise AİHM Türkiye’yi 12 yıldır kızının akıbetini soran, fakat hiçbir yanıt alamayan Lilo Wolf’a tazminat ödemeye mahkum etti.
Çatak’taki katliama ilişkin yeni görgü tanıkların çıkması ve toplu mezarın yerine ilişkin bilgilerin basında çıkmasının ardından dünyanın değişik ülkelerinden insan hakları savunucuları 2011 yılında bir araya gelerek ‘Andrea Wolf ve Diğer Savaşçıların Ölümünün Aydınlatılması İçin Uluslararası Bağımsız İnceleme Komisyonu’ kurdu. Fakat komisyonun Kürdistan'daki incelemeleri birçok kez engellendi.
Yıllarca kızının cenazesini toplu mezardan çıkartıp Münih'e, oğlunun ve eşinin yanına gömmeyi hayal eden Tilo Wolf ise geçirdiği ağır hastalığın ardından tedavi gördüğü Guatamala City hastanesinde 23 Nisan 2013 günü yaşama gözlerini yumdu. Geride Guatemalalı yoksul kadın ve çocukların yüreğinde bıraktığı birçok izlerle... Kızı Andrea ise Kürdistan'da enternasyonalist bir gerilla olarak tarihe geçti, sadece Alman değil dünya devrimcileri ile Kürt halkının özgürlük mücadelesi arasında köprü oldu.
ANIT MEZARDA ANDREA İÇİN NÖBET...
15 Eylül 2013'te Andrea Wolf ve arkadaşlarının yattığı toplu mezar yakınlarında "Ronahî Şehitliği" adıyla anıt mezar açıldı. Anıtın üzerinde Andrea'nın gülümseyen fotoğrafının yanı başında Kürt kadınları günlerdir nöbetteler. Anıtın yıkım kararına direniyorlar. Tilo Wolf, kızının ölüm haberinden sonra "Artık bütün ailemi kaybettim" notunun yanına şu Budist şiiri yazmıştı, bir gün kızının anıtının başında nöbet tutacak kadınları görürcesine:
"Sürekli inip doğacaksın,
Yeryüzünün değişen rahimlerinden.
Işığın içinde yaşamayı öğreninceye kadar,
Yaşamın ve ölümün bir olduğunu
Ve bütün zamanlarda zamansız olduğunu.
Ta ki her şeyin çileli zincirleri
Senin içinde huzurlu bir halkaya dönüşünceye kadar.
Senin iraden dünyanın iradesidir."


 Not: Bu yazı firatnews adresinden alınmıştır.