Sunday, March 8, 2015

Powerful Portraits Of Old People

Photography by ~ FurSid
Photography by ~ jaeWALK
Photography by ~ Anirudh
Photography by ~ Ben
Photography by ~ Lady_Don
Photography by ~ Daskar
Photography by ~ Alfredo11
Photography by ~ *hiro008
Photography by ~ J u l i u s
Photography by ~ Hameediii
Photography by ~ Expatriat Games
Photography by ~ Memo Vasques
Photography by ~ Iyadarus
Photography by ~ Annuska – AnnA Theodora
Photography by ~ FLZ
Photography by ~ [kren]
Photography by ~ MKB
Photography by ~ Wazari
Photography by ~ Kirsty Mitchell
Photography by ~ Photoma’s World
Photography by ~ -clicking-
Photography by ~ AntonioArcos
Photography by ~ Salvatore Falcone
Photography by ~ RaulLiam
Photography by ~ Diana
Photography by ~ LemuelinChrist
Photography by ~ anti-t-kom
Photography by ~ Dian Karlina
Photography by ~ TYC
Photography by ~ dani.Co
Photography by ~ Leon Facehunter

Saturday, February 21, 2015

Ölümünün 50. Yılında Malcolm X ve Akıllara Kazınan Sözleri

Dünyanın en önemli Afroamerikanları arasında yer alan, siyahi hakları savunucusu, politik aktivist Malcolm X'in 21 Şubat 1965'te, konuşma yaptığı kürsüde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmesinin ardından tam 50 sene geçti. 
İşte Malcolm X ve akıllara kazınan, ölümsüz sözleri...

1. Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.

Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.

2. Benim dinim benim kişisel konumdur. O benim kişisel hayatımı, kişisel ahlakımı yönetir. Ve benim dinsel felsefem, benimle inandığım Tanrı arasındadır; aynen diğerlerinin dinsel felsefesinin onlar ve Tanrı arasında olduğu gibi. Ve bu en iyi olan yoldur.

Benim dinim benim kişisel konumdur. O benim kişisel hayatımı, kişisel ahlakımı yönetir. Ve benim dinsel felsefem, benimle inandığım Tanrı arasındadır; aynen diğerlerinin dinsel felsefesinin onlar ve Tanrı arasında olduğu gibi. Ve bu en iyi olan yoldur.

3. Beyaz adam savaştı, biz öldük.

Beyaz adam savaştı, biz öldük.

4. Eğer uğrunda ölmeye hazır değilseniz, "özgürlük" kelimesini lûgatınızdan çıkarın.

Eğer uğrunda ölmeye hazır değilseniz, "özgürlük" kelimesini lûgatınızdan çıkarın.

5. Eğer, dikkatli olmazsanız, gazeteler, mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise çok sevmenizi sağlar.

Eğer, dikkatli olmazsanız, gazeteler, mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise çok sevmenizi sağlar.

6. İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı. Kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı.

İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı. Kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı.

7. İnsanlar bir adamın bütün hayatının bir tek kitapla değişebileceğinin farkında değiller.

İnsanlar bir adamın bütün hayatının bir tek kitapla değişebileceğinin farkında değiller.

8. Kimse sana özgürlüğünü vermez. Kimse sana eşitliği, adaleti ve başka hiçbir şeyi vermez. Eğer gerçekten adamsan, bunları kendin alırsın!

Kimse sana özgürlüğünü vermez. Kimse sana eşitliği, adaleti ve başka hiçbir şeyi vermez. Eğer gerçekten adamsan, bunları kendin alırsın!

9. Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra, hapishanedir.

Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra, hapishanedir.

10. Barışçıl olun, kibar olun, kurallara itaat edin, herkese saygılı olun; fakat biri size dokunacak olursa onu mezara gönderin.

Barışçıl olun, kibar olun, kurallara itaat edin, herkese saygılı olun; fakat biri size dokunacak olursa onu mezara gönderin.

11. Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter.

Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter.

12. Eğitimli değilim, herhangi bir alanda da uzmanlığım yok... Ama samimiyim ve benim samimiyetim benim kimliğimdir.

Eğitimli değilim, herhangi bir alanda da uzmanlığım yok... Ama samimiyim ve benim samimiyetim benim kimliğimdir.

13. Özgürlüğü elde etmenin tek yolu dünyadaki diğer tüm ezilmiş halkları tanımaktan geçer: Brezilya, Venezuella, Haiti, Küba ve evet Küba halkının kan kardeşleriyiz bizler.

Özgürlüğü elde etmenin tek yolu dünyadaki diğer tüm ezilmiş halkları tanımaktan geçer: Brezilya, Venezuella, Haiti, Küba ve evet Küba halkının kan kardeşleriyiz bizler.

14. İyi siyah veya iyi beyaz olmak gibi bir durum yoktur. İyi veya kötü insanlar vardır.

İyi siyah veya iyi beyaz olmak gibi bir durum yoktur. İyi veya kötü insanlar vardır.

15. Bana bir kapitalist gösterin, ben de size bir kan emici göstereyim.

Bana bir kapitalist gösterin, ben de size bir kan emici göstereyim.

16. Gerçekle yüzyüze gelemeyecek kadar vatanseverlikle kör olmamalısınız. Yanlış yanlıştır, kimin söylediği önemli değil.

Gerçekle yüzyüze gelemeyecek kadar vatanseverlikle kör olmamalısınız. Yanlış yanlıştır, kimin söylediği önemli değil.

17. Zaman şehitlik zamanıdır, ve ben bir şehit olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır. Bu ülkeyi kurtaracak tek şey budur.

Zaman şehitlik zamanıdır, ve ben bir şehit olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır. Bu ülkeyi kurtaracak tek şey budur.
suikaste uğramadan iki gün önce

18. Müslümanlara göre; fazla dünyeviyim; diğerlerine göre; fazla dindarım... Militanlara göre, fazla ılımlıyım; ılımlılara göre, fazla militanım.

Müslümanlara göre; fazla dünyeviyim; diğerlerine göre; fazla dindarım... Militanlara göre, fazla ılımlıyım; ılımlılara göre, fazla militanım.

19. Demokrasi ikiyüzlülüktür;

Demokrasi ikiyüzlülüktür;
Demokrasi ikiyüzlülüktür.
Eğer demokrasi özgürlükse neden bizim insanlarımız özgür değil.
Eğer demokrasi adaletse neden biz adalete sahip değiliz.
Eğer demokrasi eşitlikse neden biz eşitliğe sahip değiliz.
Demokrasi ikiyüzlülüktür...

20. Eğer sen, sana ait bir şeyi elde etmek için onun peşinden koşuyorsan, seni engelleyen herkes, kim olursa olsun suçludur.

Eğer sen, sana ait bir şeyi elde etmek için onun peşinden koşuyorsan, seni engelleyen herkes, kim olursa olsun suçludur.
Sence Oscar'ı Kimler Kazanacak? Testi Çöz,

Tuesday, December 30, 2014

İnsan Sergilenen Hayvanat Bahçeleri ve Hâlâ Yankılanan 21 Sessiz Çığlık

24 Aralık 2014
Aslında tanım baştan sakat: İnsan hayvanat bahçeleri. Tanımın sakatlığı, insanın varlığında sinsice uyuklayan vahşette gizli. Hani hep diyoruz ya uygarlık tarihinin vahşetine inanmakta güçlük çekiyoruz diye, işte yine öyle bir durum.
Listemizin konusu batıda yüzyıl başında hayli popüler olan insan hayvanat bahçeleri. Özellikle Afrika’dan kaçırılan, satın alınan ya da hayatta kalmak adına başka seçenekleri kalmadığı için hayvanat bahçelerinde sergilenen insanların dramı.
On binlerce insan beyaz ırkın keyfi için hayvanat bahçelerindeki gibi galerilere bölünerek sergilendiler. Düşünmesi bile varlığımızdan utanmaya sebepken bu organizasyonlar uzun yıllar boyunca toplumsal bir gerçeklik olarak varlıklarını sürdürdüler. Yüzyıllar önce de değil, bilinen son insan hayvanat bahçesi 1956 yılında Belçika’daydı.

Paris yakınlarındaki Vincennes bölgesindeki küçük bir ormanlık alan

insan bahce
Kolonyel dönemin ve batı sömürgeciliğinin geldiği en leş noktalardan biri Fransa’daki bu alan. 1907 yılında kurulan bahçe adeta dönemin başarılı politikaları ve “kazançlarını” halka sunan birer gurur panayırları gibi lanse edilmiş.

“Zoos Humains” tabiri günümüzde kullanılmasa da bundan 70 yıl önce hayli revaçtaydı


Burada Madagaskar, Çin hindi, Sudan, Kongo, Tunus ve Fas’tan toplanan insanlar sergileniyordu. Oluşturulan mini köy ve pavyonlarda insanların “toplandıkları” bölgelere uygun habitatlar yaratılmaya çalışılıyor ve canlı figürler olarak da içlerine insanlar bırakılıyordu.

İzmir Fuarı ya da Gülhane Parkı girişi değil, Sömürge Sergisi

insan bahce-2
Bu organizasyonlar dev panayır alanlarında mini bir Sudan, Alaska ya da Tunus’un yöresel yapılarını inşa ediyor, içlerine bu ülkelerden getirdikleri insanları bırakıp adeta canlı bir insan müzesi gibi hizmet veriyorlardı. Her şey sömürge sahibi olmanın gücünü göstermek ve halka “yenilikçi” bir eğlence sunmak için. İsimleri de niyetlerini saklamıyordu: İnsan Hayvanat Bahçesi.

O günlerden bir an ve bahçedeki aynı yerin bugünkü hali

insan bahce-4
Serginin zavallı insanları, 1907 Mayısından Ekim ayına kadar 1 Milyon kişi tarafından seyredilmiş. Tahmini açık kalma zamanıysa 1870’ten 1930’lara kadar. Farklı yerlerdeki bu tip sergilerin dünya genelinde 1.5 milyar insan tarafından ziyaret edildiği düşünülüyor.

Doğal görünmesi için hemen her şey yapılmış

insan bahce-5
Marsilya’da 1906 yılında benzer bir insan hayvanat ahçesi ve içinde Kongo’lular için inşa edilmiş bir fabrika. Kongo’lu aileler ülkelerindeki yaşamın taklidi olarak inşa edilmiş bu fabrikada gerçekten çalıştırılıyorlardı. Bilinmeyen bir tarihte yakılan fabrikanın kalıntıları 2004 yılında bulundu.

Hayvanlar tropik, insanlar da tropik öyleyse haydi kafese koyalım

insan bahce-19
Afrika’nın tarih boyunca bitmek bilmeyen çilesi çoğu zaman hasır altı edildi, gösterilmek istenmedi. Dünyanın ham madde deposu beyaz ırk için var olmalıydı. Bundan normal bir şey düşünülemezdi. Üstü örtülen onca katliam, savaş ve köleleştirmeye rağmen bu vahşi tarihten geriye hayli net belgeler kaldı: İnsan Hayvanat Bahçeleri. Çünkü bu bahçeleri gizlemek için değil aksine göstermek için yaptılar.

Çin Hindi pavyonunun girişi

insan bahce-6
Bugün Fransa tarihinde kara bir leke olarak anılan bölge uzun süre boyunca kilitli kapılar ardında tutuldu. Yapılar yıkıldı ya da çürümeye terk edildi. Egzotik bitkilerinse çoğu yok olup gitti. 2006 yılında alana kısıtlı da olsa giriş izni verildi. Yalnız ziyaretçiler bu sefer pek de istekli görünmediler.

Geçmişin hayaleti kapılarda dolaşıyor

insan bahce-47
Kapılar yeniden açıldığında insan bahçesinin yeni ziyaretçileri ortamın atmosferine girer girmez bir gerilim ve huzursuzluk hissetmişler. Kimse içeride uzun süre kalmak istememiş. Tutsaklığın ve acının sesi çevredeki yapraklardan kulaklarına fısıldanmış. 100 yıl öncesinin o gurur dolu anlarından çok daha fazlası hissedilmiş. Utanç, pişmanlık ve korku.

Şık Fransız kadınlar melon şapkalı beyefendiler

insan bahce-7
Oysa ortamın asıl sakinleri zamanında durumdan gayet memnun gözüküyorlar. Güzel ve güneşli bir günde ahali insan bahçesinde belli ki o zamanların en popüler aktivitelerinden birini gerçekleştiriyor. Dünyanın öteki taraflarından gelen insanımsıları seyredecekler, hem de 3 boyutlu, kanlı canlı. Onların gözlerine bakıp, kendi hayatlarının ne kadar konforlu ve uygar olduğunu yeniden hissedecekler. İsterlerse bu esnada dondurma bile yiyebilirler. Muhtemelen kafes ardındaki diğerleri, dondurmaya hayli meraklı bir şekilde bakacaklar.

Fas pavyonundan bir yakın plan

707x530xmoroccanpavillion.jpg.pagespeed.ic.jGtRfPVLCbt7MyQWRqLP
Sömürgeciliğin vahşi yüzü aralarında çocukların da olduğu 35.000’den fazla insanı bu pavyonlarda sergiledi. Sanki bir botanik bahçesine dünyanın farklı bölgelerinden bitki getirir gibi evlerinden koparılıp getirildiler. Binlerce insanın hayatı, girişlerinde yaşadıkları yerlerin isminin yazıldığı bölmelerde ziyarete sunuldu. Bu sadece Paris’de değil, Londra ve Berlin gibi modern dünyanın en önemli merkezlerinde de hayli revaçta bir etkinlikti.

Lütfen kurallara uyalım

Zoo humain
Sergi, bahçe, fuar, gösteri adı her ne olursa olsun bu insanlar yıllar boyu çeşitli şehirlerde milyonlarca batılıya sunuldular. Alanlardaki uyarılar arasında “Onlara yiyecek vermeyin, biz zaten besliyoruz” gibi yazılar da vardı.

Tunus pavyonundan bir yakın plan

tunusss
Bu vahşet öylesine sıradan bir hal almıştı ki, sergilenen insanlardan otantik gösteriler yapanlara iyi ödemeler yapılıyordu. Yavaş yavaş yaşam biçimlerinin bu olduğunun bilinmesi isteniyor, daha eğlenceli şovlar için teşvikler veriliyordu. Uluslararası ticaret fuarları bu tip gösterilerin ve insan bahçelerinin en sıkı müşterileri arasındaydı. Bu şeklide, hem sömürgeciliğin ekonomik ve toplumsal gücü gösteriliyor hem de o dönem dünyada kriz varken ticari sistemin tıkırında olduğunun mesajı veriliyordu.

Ödeme sistemi durumu legalize etmeye yarıyordu

zoos-humains
Böylece alan memnun satan memnun sistemi kurulmak istenmişti. Ancak insanlar her ne kadar ödeme alsalar da birer numune gibi sergilenmenin utancı silinemiyordu. 1907 yılındaki 4 aylık sergi süresi bittikten sonra Paris’deki “Exposition Tropicale” yani tropikal serginin dönemsel olarak kapılarını kapatması gerekti. Onca insanın evlerine geri götürülmesi ayrı bir masraf olduğundan bunların çoğu sirklere pazarlandı. Evlerine gitmeye karar verenlerin kaçının sağ kaldığı bilinmiyor. Sirklere satılanları ise Marsilya’dan New York’a uzanan zorunlu dünya turneleri bekliyordu.

Yazık, o Afrikalı küçük bir çocuk, yiyecek bişeyler verelim…

cocuk afrika
Ortada bunca kayıt varken durumun nedense kapsamlı bir filmi yapılmıyor. Milyon dolarlık Maymunlar Cehennemi doğru düzgün izleyici bulamasa da ısrarla seri olarak çekilirken, yaptıkları reklamlarda insanları “İşte evrimleşmemiş maymunlar” diye sunan bu bahçelerin utancını kimsecikler beyaz perdeye yansıtmıyor.

Binlerce insan çiçek, kızamık ve tüberküloza yakalandı

insan bahce-9
Daha önce köylerinden dışarı bile çıkmamış insanların Fransa’dan kendi ülkelerine dönebilme ihtimalleri yok denecek kadar az olduğu için birçoğu salgın hastalıklarla boğuşurken hiç tanımadıkları ülkelerde can verdiler. Sadece tropik iklimler de değil, örneğin eskimolar minik bir soğuk algınlığından hayatlarını kaybediyorlardı; çünkü vücutları Avrupa’da bulunan virüsün o tipine alışkın değildi ve hastalığı tanımıyordu.

Geride kalanlar…

insan bahce-91
Fransa hükümetleri bugüne kadar konuyla ilgili tam olarak ne yapacaklarını bilemez durumda beklediler. Bazı bölümler dönem dönem bilim insanlarına açılıyor. Araştırma konularıysa egzotik ağaç kalıntıları ya da kökleri o döneme dayanan bitkiler. Bir ara Çin Hindi pavyonunun bir araştırma merkezi ve müzeye dönüştürülmesi düşünülmüş. Yakıp yıkmak yerine bu şekilde bir dönüşümün durumu daha iyi idare edebileceği fikri ortaya çıkmış. Bahçedeki sera hâlâ duruyor.

Bahçıvanlar da artık gelmez olmuşlar. Kalan bitkilerse utanç döneminin yalnız hayaletleri gibi varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Olur da Fransa’ya yolunuz düşer ve bu tropik cehenneme kendi gözlerinizle şahit olmak isterseniz adresi: Jardin d’Agronomie Tropicale, 45 bis Avenue de la Belle Gabrielle, 75012 Paris.

O dönemi yaşayanlardan biri: Theodor Wonja Michael

insan bahce-92
Dedik ya bu utanç sadece Fransa değil, İngiltere ve Almanya’da da uygulanan bir sistemdi diye. İşte onlardan biri. Yüzyıl başında babası Alman kolonisinden olan Kamerunlu küçük bir çocuk Paris’ten Varşova’ya kadar çokça yerde sergilenmiş. Daha sonra yaşadıklarını “Alman ve Üstüne Bir De Siyahî Olmak” adlı bir kitapta toplamış. Bugün 89 yaşında olan Theodor, o dönemleri hâlâ hatırlıyor.

Bebek, yaşlı fark etmiyor hatta öyle olması daha da iyi

afroalman
Theodor satılmamış ya da kandırılmamış. Kamerunlu bir babanın oğlu olarak Berlin’de dünyaya gelmek zorunda kalmış. Yalnız o dönem bir Afrikalının Almanya’da yapabileceği tek iş sirkte kendini sergilemek olduğundan zavallı genç mecburen bu sistemin içine düşmüş. 1920’lerde henüz bir bebekken teşhir organizatörlerinin eline geçen Theodor ile birlikte diğer üç kardeşinin sonu da aynı olmuş. Sirklerde otantik insanlar olarak sergilenmişler.

Onlar vahşi biz moderniz demek ki haklı biziz

senegal
Kolonileşmenin tüm getirisini yiyen “modern” devletler iş oradan gelen insanlarla karşılaşmaya gelince, onlara yaratık gözüyle bakmış ve sirklere, kafeslere kapatmış… İnsan bahçeleri, sermayelerinin bir kısmını da işte böyle işsiz bırakılmış insanlardan edinmiş. Theodor Wonja Michael başından geçen onca olayın ardından bir aktör olmayı başarmış. Bugün Afro-Almanlarla ilgili sosyo-kültürel organizasyonların da sıkı bir destekçisi.

Almanya’da 1930’lu yıllara kadar 400 adet yabancı halk ve ırk teşhiri yapılmış

Hacbag
1874 yılında Avrupa’nın en önemli hayvanat bahçesi sahiplerinden Carl Hagenbeck çok büyük bir bahçe açar. İşlerini daha da büyütmek isteyen Hamburg’lu tüccar, getirdiği egzotik hayvanlar arasına insanları da eklemeye karar verir. Almanya’nın ve dünyanın en büyük İnsan Hayvanat Bahçelerinden birinin temeli böylece atılır. Bu bahçenin aynı zamanda türünün ilk örneği olduğu söyleniyor.

Kimilerinin yaşamı intiharla sonuçlanır

sarah
İnsanların televizyon ve sinemanın olmadığı dönemlerde kendilerini nasıl eğlendirdiklerini, sirklerin neden nasıl doğduğunu buradaki listemizden de takip edebilir, benzer bir trajik tutsaklık olan Sarah “Saartjie” Baartman’ın hayatına ve yaşadıklarına listenin sonunda tanık olabilirsiniz

Friday, November 14, 2014

İsmail Beşikçi: Komisyon tıkaç olur, 'İslam kardeşliği' Kürtleri kandırma sloganı


29.03.2013 08:32

Sosyolog İsmail Beşikçi, Öcalan’ın söyleminin iktidarla örtüştüğünü savundu ve “İslam kardeşliği, Kürtleri kandırma sloganı“ dedi. Beşikçi 'akil insanlar komisyonu'nun 'tıkaç' olacağını öne sürdü
Abdullah Öcalan’ın “akil insanlar” komisyonunda yer almasını önerdiği sosyolog İsmail Beşikçi“görüşmeleri Öcalan’ın yapmasının yanlış olduğunu, BDP’nin sürecin aktörü olması, mektup getirip götürmekle yetinmemesi gerektiğini” söyledi. Öcalan’ın söyleminin iktidarla örtüştüğünü vurgulayan Beşikçi, “Öcalan’ın inkârcı, asimilasyoncu, ırkçı, sömürgeci, Türk-İslam sentezi anlayışı sloganlarına sarılması devleti rahatlatabilir ama Kürtlere bir hak, özgürlük getirmez. İslam kardeşliği Kürtleri oyalama, kandırma sloganıdır” eleştirilerini dile getirdi. Beşikçi, Öcalan’ın “Mandelalaştığı” saptamalarına da karşı çıkarken Mandela cezaevindeyken, Afrika Ulusal Konseyi ile görüşün, dedi. Öcalan da BDP’yi göstermeli” dedi. 
Cumhuriyet gazetesinden Türey Köse'ye konuşan Beşikçi, Öcalan'ın Nevruz mesajlarını eleştirdi.Türey Köse'nin sunum yazısı ve söyleşisi şöyle:
“Sarı Hoca” olarak anılan İsmail Beşikçi, yaşamını Kürtlerin varlığını kanıtlamak için mücadeleye adamış. Üstelik kendisi Kürt de değil. İsmail Beşikçi Vakfı internet sitesinde “Türk ve Hanefi bir ailenin çocuğu” olduğunun altı çiziliyor. 1962 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi İdari Bölümü’nden mezun olmuş. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü’nde çalışmaya başlamış. Ancak ihbarlar üzerine soruşturma açılmış ve üniversitedeki görevine son verilmiş. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde göreve başlamış. Sonrasında, hayatının 17 yılından fazla süresini hapishanelerde geçirmiş. Öcalan’ın “akil insanlar” arasında yer almasını istediği Beşikçi, “Yazılı basında birkaç yerde adımı gördüm” diyor, ancak henüz iktidar tarafından arayan olmamış. Kürt sözcüğünü Kürd olarak kullanan ve doğru söyleyişin bu olduğunu ifade eden Beşikçi, sorularımıza şu yanıtları verdi:

Çözüm için bazı ilkeler var


Akil İnsanlar Komisyonu’nun işlevi ne olur, Başbakan’ın seçmesi doğru mu?
- Bu komisyonun işlevi, tarafların buna verdikleri anlama göre değişir. Kürd sorununda çözüm elbette önemlidir. Bunu temel bazı ilkeleri vardır. Kürdlerin kendi kendilerini yönetmesi, kendi geleceklerini belirleme hakkı, anadilinde yani Kürd dilinde mecburi eğitim temel ilkelerdir. Başbakan’ın düşündüğü, bu gelişmeleri sağlayacak ortamın oluşmasına tıkaç olacak bir komisyondur. Bunun için üyelerini bile kendisi seçmek istemektedir. Barış için, Akil Adamlar Komisyonu’ndan önce, Türkiye’de, barışın oluşmasını sağlayacak bir ortama gerek vardır. Başbakan, Filistinliler konusunda ne gibi haklar ve özgürlükler düşünüyorsa, Kürdler için de bunları düşünebilmelidir. Eğer düşünmüyorsa, bunun neden böyle olduğu sorgulanmalıdır.

- İktidar çekilme sürecinde Meclis’in devreye girmesini istemiyor. Meclis’i devreye sokmadan, “akil insanlar” vs. sonuç almak mümkün mü?
- İktidar için önemli olan gerillaların geri çekilmesidir. Kürdler için önemli olan ise Kürdlerin, Kürd toplumu olmaktan, Kürd milleti olmaktan doğan haklarıdır. Öcalan’ın bunları dile getirmemesi yanlıştır. Bazı kazanımlar olması gerekir. O kazanımlara göre süreç gelişir. Meclis’te konuşulabilir, tartışılır.

- Bu süreçte kan duracak mı? Ayrıca, siz öteden beri federasyonu savunuyorsunuz. Bu konuda bir öngörünüz var mı?
Neden kan akıyor? Bunun temel nedeni, Kürdlerin Kürd toplumu olmaktan doğan haklarının gasp edilmesidir. Bu hakların kazanılması da önemlidir. Kürdler en azından federasyonu savunmalıdır. BDP’nin, Avrupa’daki Kürd siyasetçilerin, KCK yöneticilerinin, Kandil’deki PKK komutanlarının, Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisinin, neden bunları savunmadıkları dikkate değer bir konudur. Ortadoğu’da Kürdler çok büyük bir nüfusa sahip, en az 40 milyon. Ayrı bir devlet gündemdedir.

Kopukluk derinleşiyor


- Erdoğan’ı barış konusunda samimi buluyor musunuz? Silahların susmasının karşılığı Erdoğan’ın başkanlığı mı olacak?
- Barış konusunda Başbakan Erdoğan’ın ve Kürdlerin beklentileri çok farklıdır. Başbakan, barıştan, gerillaların sınır dışına çekilmelerini anlamaktadır. Başbakan’a göre başka da bir sorun yoktur. Kürdler ise Kürdlerin haklarının ve özgürlüklerinin kazanıldığı bir ortamı düşünmektedir. Başkanlık, Başbakan için önemli bir hedeftir. Ama Kürdlere bir hak vermeden veya en azını vererek bu işi kotarmaya çalışmaktadır. Başbakan’ın düşündüğü başkanlık değil ama ABD’de uygulanan başkanlık sistemi üzerinde konuşulabilir. ABD’deki sistem ile Başbakan’ın istediği sistem çok farklı. Orada Başkan’ı denetleyen kurumlar var.

- Umutlu musunuz? Bir sosyolog olarak toplumdaki bu kutuplaşma konusunda ne düşünüyorsunuz?
- Umutluyum diyemiyorum. Türk toplumu ile Kürdler arasındaki kopukluk sürüyor, derinleşiyor. Kopukluğu sağlayan devlet.
  

‘İslam kardeşliği, kandırmacası’

- Öcalan’ın Nevruz mesajlarını nasıl değerlendirdiniz? “İslam kardeşliği” ve “Misakımilli” vurguları tartışma yarattı. Siz bu eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?
- “Bin yıllık İslam kardeşliği”, “Çanakkale’de birlikte savaştık”, “Cumhuriyeti omuz omuza mücadele ederek kurduk” “Alevi-Sünni İslam kardeştir” “İslam Birliği”, “Misakımilli” gibi sloganlar, inkârcı, asimilasyoncu, ırkçı, sömürgeci, Türk devletinin, Türk-İslam Sentezi anlayışının sloganlarıdır. Öcalan’ın bu sloganlara sarılması devleti rahatlatabilir ama Kürdlere bir hak, özgürlük getirmez. “İslam kardeşliği”, Kürdleri kandıran, oyalayan bir slogandır. İttihat ve Terakki’den beri Türk egemenleri Kürdlere karşı hep bu sloganı kullanmışlardır. Cumhuriyet dönemi bunu daha ince politikalarla uygulamıştır. Öcalan, Kürdlerin haklarını ve özgürlüklerini hiç gündeme getirmeden, “Misakımilli”den söz etmektedir. Bu, devletin gizlemeye çalıştığı bir arzudur. Devletin, Türk egemenlerinin bu arzusunu Öcalan ifade etmektedir. Ama yaşama geçmesi artık mümkün değildir. Siyasal bakımdan eşitlik olmadan kardeşlik olmaz. “İslam kardeşliği” Kürdleri her zaman kandırmıştır. Ama, “İslam kardeşliği” sloganına kanmayan Müslüman halklar da vardır. İbrahim Sediyani’nin, “Kürdleri kandıran ama Bengal halkını kandıramayan ‘İslam Kardeşliği’” yazısı dikkate değer bir yazıdır.

- Öcalan’ın AKP iktidarının söylemiyle örtüşen, “neo-Osmanlı” mesajlar verdiği eleştirileri hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Burada AKP söylemiyle bir örtüşme vardır. 2 Şubat 2013’te Diyarbakır’da, Demokratik Toplum Kongresi Alevilik sorunu konusunda bir sempozyum düzenlemişti. Bu sempozyum daha başlamadan, DTK, “Alevilik İslamdır, Şiiliktir…” diye 12 sayfalık bir bildiri yayımlamıştı. Bu da AKP politikaları ve anlayışıyla örtüşmenin bir göstergesiydi. Araplar, Farslar ve Türkler, İslamı her zaman kendi milli çıkarları doğrultusunda kullanmışlardır.